Bilgi Üniversitesi'nde Akademik Kriz: Prof. Dr. Bülent Bilmez Görevden Alındı
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde 21 yıldır görev yapan Prof. Dr. Bülent Bilmez'in işine son verilmesi, akademik özgürlük ve ifade hürriyeti tartışmalarını alevlendirdi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi, akademik camiada geniş yankı uyandıran bir fesih kararına imza attı. Üniversitenin Tarih Bölümü'nde 21 yıldır görev yapan Prof. Dr. Bülent Bilmez'in görevine son verildiği bildirildi. Kararın ardından akademik çevrelerde ve sosyal medyada, üniversite yönetiminin akademik özerkliğe müdahale ettiği yönünde güçlü tepkiler yükselmeye başladı.
İddia: Gerekçe 'Dersim Kırımı' ve Azınlık Çalışmaları
Görevine son verilen Prof. Dr. Bülent Bilmez, söz konusu kararın akademik performansla değil, yürüttüğü bilimsel çalışmalarla ilgili olduğunu savunuyor. Bilmez, özellikle 'Dersim Kırımı' üzerine hazırladığı akademik çalışmaların ve azınlık hakları konusundaki araştırmalarının, görevine son verilmesinde temel etken olduğunu ileri sürüyor. Tarihsel gerçeklerin bilimsel yöntemlerle araştırılmasının bir akademik hak olduğu vurgulanan süreçte, feshin ideolojik gerekçelere dayandığı iddia ediliyor.
Yönetim Yapısı ve 'Kayyum' Tartışmaları
Olayın ardından üniversite içindeki yönetim mekanizmalarına yönelik eleştiriler de gündeme geldi. Bazı akademisyenler ve destekçileri, üniversite yönetimindeki değişimi ve alınan bu sert kararları "kayyum zihniyeti" olarak nitelendirerek tepki gösterdi. Bilgi Üniversitesi'nin tarihsel olarak sahip olduğu özgürlükçü kimliğinin, mevcut yönetim anlayışıyla zarar gördüğü savunulurken; akademik personelin iş güvencesinin ve ifade özgürlüğünün tehlikeye girdiği belirtiliyor.
Akademik Dünyadan Dayanışma Çağrısı
Bilmez'in görevden alınması, sadece bireysel bir işten çıkarma olarak değil, Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarında genel bir eğilim olarak değerlendiriliyor. Üniversitelerde disiplin soruşturmalarının ve mobbing iddialarının arttığı bir dönemde, 21 yıllık bir kıdeme sahip bir profesörün görevine son verilmesi, "akademik tasfiye" tartışmalarını yeniden ön plana çıkardı. Akademik camianın bir bölümü, "Bilmez Hoca yalnız değildir" sloganıyla dayanışma mesajları yayınlayarak, bilimsel çalışmaların siyasi baskılara kurban edilmemesi çağrısında bulundu.
